MOTİVASYON TEORİLERİ VE YAKLAŞIMLARI
Motivasyon,
bir bireyin enerjisini belirli bir amaca yönlendiren içsel bir süreçtir.
İnsanları harekete geçiren çeşitli güdüler, ihtiyaçlar ve beklentiler,
motivasyonun temel dinamiklerini oluşturur. Bu karmaşık süreç, bir bireyin
davranışlarını tetikleyen ve sürdüren bir etki yaratır. Motivasyonun
anlaşılması, bireylerin kendi potansiyellerine ulaşmalarını sağlamanın yanı
sıra, işyerlerinde etkili liderlik ve performans yönetimi için de temel bir
unsurdur.
Gallup’un
dünya genelinde 155 ülkede yaptığı bir araştırmaya göre, çalışanların sadece
%15’inin işine angaje olduğu görülmüştür (Gallup, 2017). Bu bulgu büyük ölçüde
düşük iş motivasyonu ile açıklanabilir.
Motivasyon,
insan davranışlarını yönlendiren ve hedeflere ulaşma çabalarını şekillendiren bir
süreçtir. İş dünyasında, eğitimde ve sosyal ilişkilerde başarıya ulaşmak için
bireylerin içsel dürtülerini anlamak ve yönetmek kritik bir öneme sahiptir. Çeşitli
motivasyon teorileri ve yaklaşımları, bireylerin neyin onları harekete
geçirdiğini anlamak ve bu bilgileri etkili bir şekilde kullanmak için değerli
bir çerçeve sunar.
Maslow'un İhtiyaçlar
Hiyerarşisi
Amerikalı
psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada
ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş bir insan psikolojisi teorisidir.
Maslow'a
göre birey için o an baskın olan gereksinimler hangi kategoriye ait
gereksinimler ise, diğer deyişle günlük etkinlikleri ağırlıklı olarak hangi
gereksinimleri doyurmaya yöneliyorsa, kişilik gelişmişlik düzeyi de onun
istencinden ya da seçiminden bağımsız olarak bu gereksinim kategorisine
karşılık gelen düzeyde bulunacaktır.
Maslow’a
göre birey, bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst
düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.
Maslow'un teorisi, insanların temel ihtiyaçlarını beş seviyede sıralar ve bu ihtiyaçlar tatmin edildiğinde motivasyonun artacağını öne sürer.
- Fizyolojik ihtiyaçlar: En
temel seviyede yer alan fizyolojik ihtiyaçlar, hayatta kalmak için gerekli olan
temel ihtiyaçlardır. Bunlar yiyecek, su, hava, uyku ve vücut sıcaklığını
düzenleme gibi ihtiyaçları içerir. Diğer ihtiyaçlar bu seviyedeki ihtiyaçların
karşılanmasından sonra öne çıkar.
- Güvenlik ihtiyacı:
İnsanlar fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, kendilerini
tehlikelerden ve belirsizliklerden koruma ihtiyacı hissederler. Güvenli bir iş,
konut ve geleceğe yönelik güvence bu seviyedeki ihtiyaçlara örnektir.
- Sosyal kabul ihtiyacı:
Sosyal ihtiyaçlar, insanların aile, arkadaşlar, topluluklar ve ilişkiler kurma
ihtiyacını ifade eder. Ait olma, sevgi ve kabul görme, bu seviyedeki
ihtiyaçlara örnektir.
- Saygı ihtiyacı: Saygı ve
saygınlık ihtiyaçları, kişinin kendisine ve başkalarına saygı görmesini ve
takdir edilmesini içerir. Başarı, itibar, statü ve özsaygı bu seviyedeki
ihtiyaçlara örnektir.
- Kendini gerçekleştirme
ihtiyacı: En yüksek seviyede yer alan ihtiyaç, kişinin potansiyelini en üst
düzeye çıkarma ve en iyi versiyonunu oluşturma ihtiyacıdır. Yaratıcılık,
özgürlük, öğrenme, sorumluluk üstlenme ve kişisel büyüme bu seviyedeki
ihtiyaçlara örnektir.
Vroom'un Beklenti Teorisi
Victor
Vroom'un Beklenti Teorisi, bireylerin çaba sarf etme kararlarını belirleyen
beklentiler ve değerlendirmeler temelinde şekillenir. Bireyler, belirli bir
davranışın istenen bir sonuca ulaşma olasılığına ve bu sonucun değerine göre
motivasyonlarını belirlerler.
Süreç
teorilerinden en yaygın tartışılan teori, Victor Vroom (1964) tarafından ortaya
atılan ve daha sonra Porter & Lawler (1968) tarafından geliştirilen
beklenti teorisidir.
Vroom
bireylerin kendileri için yararlı bir amaç doğrultusunda bilinçli olarak
davrandıklarını, ödüllendirilen davranışları tekrarlama konusunda istekli
olduklarını, ancak istenmeyen çıktılara neden olan davranışlardan
kaçındıklarını ifade etmektedir. Bunun yanında Vroom, bireysel ihtiyaç ve
değerler ile geçmişte tecrübe edilen haz ve acıların davranışları etkilediğini
savunmaktadır (Vroom, 1967). Teori, bu varsayımlar temelinde aşağıda açıklanan
kavramları ve motivasyon süreci ile ilgili temel argümanı ortaya koymaktadır.
• Beklenti teorisine göre, motivasyon üç
kurgunun (construct) çarpımına eşittir: beklenti, araçsallık ve valens (Vroom,
1964; Porter & Lawler, 1968).
Motivasyon=
Beklenti (E>P) x Araçsallık (P>O) × Valens
Burada:
- Beklenti (E>P), efor
ile performans arasındaki ilişkinin gücüne dair beklentiyi,
- Araçsallık (P>O),
performansın birtakım ödüller elde etmede ne derece araçsal olduğuna dair
inancı,
- Valens, performans sonucu
kazanılacak ödüllere bireyin atfettiği değeri ifade etmektedir.
Bu değişkenlerden
birinin çok düşük değer alması çabanın (motivasyonun) düzeyini büyük ölçüde
düşürmektedir. Dolayısıyla, kapsam teorilerinden farklı olarak, beklenti
teorisi, ihtiyaçlar dışında, bireysel düzeyde tecrübe, bilgi, beceri; kurumsal
düzeyde yönetim kalitesi, kaynak zenginliği; makro çevre düzeyinde de genel
ekonomik koşullar gibi faktörlerin de bireysel motivasyonu etkileyebileceğini
göstermektedir.
McClelland'ın Başarı Teorisi
David
McClelland, insanların motivasyonlarını üç temel ihtiyaca dayandırdığına
inanır: başarı ihtiyacı, ilişki ihtiyacı ve güç ihtiyacı.
Her bir
kişinin bu ihtiyaçlardan hangisine daha fazla ağırlık verdiği, onun
motivasyonunu etkiler.
Başarı
İhtiyacı: Bireyin belli bir konuda başarma ihtiyacını belirler. İnsanların
başarma ihtiyaçları kişisel olarak değişebilir. Buna bağlı olarak başarı
ihtiyacı bulunan bireylerin sorumluluk almak isteyen, amaçlarını
gerçekleştirmek için gerekli çaba ve enerjiyi gösteren kişiler olduğu
görülmektedir.
Güç
İhtiyacı: Bu ihtiyaç, başka insanlar üzerinde güç elde etme ve yönetme ihtiyacı
olan insanların özelliğine uygundur. Böylece, bireylerin etkili olmaları,
yarışma özelliğine sahip olması ve statüye önem verdiği görülmektedir.
Bağlanma
İhtiyacı: İnsanların diğer insanlar ile ilişkiye girme ve bağlanma ihtiyacı
sosyal bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı öne çıkan insanlar, duygusal ilişkiler
kurmak, sevilmek ve takdir görmek, toplumsal düzeyde kabullenilmek için
çalışabilmektedir.
McClelland,
insanların motivasyonunu etkileyen faktörlerin içinde bulundukları çevreden
kaynaklanan sosyal faktörler de olduğunu ileri sürerek, ırk ve çevre, din, aile
ve çocuk yetiştirme biçimlerinin de bireylerin motivasyonu üzerinde etkisi
olduğunu ifade etmektedir. İş hayatından bireyin başarılı olabilmesi için
başarı, güç ve bağlanma ihtiyaçlarından birinin benimsenmesi ya da öne çıkması
gerekmektedir. Başarma ihtiyacı olan bireylerin riske girmeleri ve sorumluluk
almaları iş doyumlarını belirlerken, güç ihtiyacının karşılanması için yönetsel
pozisyonların verilmesi gerekmektedir. Son olarak sosyal ilişkilerin düzeyi ise
bağlanma ihtiyacının karşılanma düzeyini ifade etmektedir.
Herzberg'ün İki Faktör
Teorisi
Frederick
Herzberg, işyerinde motivasyonu etkileyen faktörleri incelediği "İki
Faktör Teorisi" ile hijyen ve motivasyon faktörleri arasındaki dengeyi
vurgular. Hijyen faktörleri, rahatsızlık hissetmeme şartlarını ifade ederken,
motivasyon faktörleri iş tatmini ve performans artışını destekler.
- Motivasyon faktörleri (işi
tatmin edici hale getiren faktörler)
- Hijyen faktörleri
(memnuniyetsizlikleri gideren faktörler)
Memnuniyet faktörleri, insanların işlerinden memnun olmasını sağlar, ancak motivasyonu artırmaz. Motivasyonu artırmak için ise memnuniyetsizlik faktörleri üzerinde odaklanmak gerekir.
Alderfer'in ERG Teorisi
Alderfer'in
ERG Teorisi (Existence, Relatedness, Growth - Varlık, İlgililik, Büyüme),
ihtiyaçları üç kategoriye ayırır: Varlık (Existence), İlgililik (Relatedness)
ve Büyüme (Growth). Bu teori, ihtiyaçları hiyerarşik bir sıraya koymak yerine,
insanların farklı ihtiyaçlarına aynı anda odaklayabileceklerini ve bunların
birbirleriyle etkileşebileceğini öne sürer.
Herzberg'ün
İki Faktör Teorisi ve Clayton Alderfer'in ERG Teorisi benzer bir konuyu ele
alır ve motivasyonun anlaşılması konusunda önemli teorilerdir. İki teori de
insanların motivasyonunu ve iş tatminini anlamaya yöneliktir, ancak
yaklaşımları farklıdır.
Herzberg'ün
teorisi daha çok iş tatminini ve iş performansını ele alırken, Alderfer'in
teorisi daha geniş bir motivasyon ve ihtiyaçlar perspektifine sahiptir ve iş
dışındaki yaşamı da içerir.
Bu
kuramda bir üst düzeydeki ihtiyaçlar karşılanmadığında çalışanlar bir alt
düzeydeki ihtiyaçlara yönelir ve engellenmeyle karşılaşan çalışanlar amaçlarını
değiştirerek başka bir amaca yönelebilmektedir (Özkalp ve Kırel, 2016: 286).
Bu
motivasyon teorileri ve yaklaşımları, bireylerin motivasyonunu anlamak ve
yönetmek için kapsamlı bir çerçeve sunar. İş liderleri ve yöneticiler, bu
teorileri kullanarak çalışanların performansını artırabilir ve işyeri
motivasyonunu güçlendirebilirler.