AYLIK BÜLTEN - 2026 OCAK
EKONOMİ GÜNDEMİ
Enflasyon
Verisi ve Beklenti Kanalı
Ocak
ayı enflasyon verisinin piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşmesi, yalnızca
fiyat artışlarına işaret etmekle kalmamakta; aynı zamanda ekonomi yönetimine
duyulan güven üzerinde de aşındırıcı bir etki yaratmaktadır. Enflasyon
beklentilerinin bozulması, iktisat literatüründe “kendi kendini gerçekleştiren
kehanet” olarak tanımlanan süreci tetikleyebilmekte ve fiyatlama davranışlarını
doğrudan etkilemektedir.
Bu
çerçevede şirketlerin fiyatlama ve stok yönetim stratejilerini, resmi enflasyon
hedeflerinden ziyade gerçekleşme ve sapma
risklerini dikkate alarak planlamalarını tavsiye etmekteyiz.
Döviz
Kurları ve Faiz Dinamiği
Merkez
Bankası rezervlerinde son dönemde gözlenen toparlanmaya rağmen ülke risk
priminin hâlen yüksek (görece) seviyelerde seyretmesi ve politika faizlerinde
başlayan düşüş süreci, kur üzerindeki yukarı yönlü
baskının artmasına zemin hazırlamaktadır.
Özellikle mevduat faizlerinin düşüş hızına kıyasla kredi
faizlerinin aynı oranda gerilememesi, tasarruf sahiplerinin
döviz ve alternatif varlıklara yönelme eğilimini artırmaktadır. Bu dinamiklerin
yıl sonuna kadar kademeli şekilde kur üzerindeki
baskıyı artırması beklenmektedir.
Şirketlerin
varlık yönetimlerinde bu dinamikleri göz önünde bulundurmasını tavsiye
ediyoruz.
Bölgesel
Jeopolitik Riskler
ABD–İsrail–İran
hattında artan gerginlik, Türkiye açısından önemli dış risk başlıklarından
biridir. Türkiye’nin Suriye sürecini dikkatli yönetmiş olması önemli bir avantaj
olmakla birlikte, ABD’nin İran’a doğrudan müdahil olduğu bir senaryoda,
Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı diplomatik ve ekonomik baskılar oldukça zor
yönetilebilir nitelikte olacaktır.
Böyle bir senaryoda kur ve enerji fiyatları başta olmak üzere
ani risklerin devreye girme ihtimali bulunmaktadır.
Bu
nedenle şirketlerin gelişmeleri yakından takip etmeleri; tedarik ve satış
ağlarını Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi farklı coğrafyalara yayarak bölgesel
yoğunlaşma riskini azaltmaları tavsiye edilmektedir.
AB
– Hindistan Ticari Yakınlaşması
Avrupa
Birliği ile Hindistan arasında uzun yıllardır devam eden serbest ticaret
müzakerelerinde son dönemde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Sürecin
anlaşmaya evrilmesi halinde, orta ve uzun vadede AB pazarına ihracat yapan Türk
şirketleri açısından rekabet baskısının artması söz konusu olabilir.
Bu
noktada Türkiye’nin AB nezdinde etkin lobi ve diplomatik girişimlerde bulunması
stratejik önem taşımaktadır.
ABD
Kaynaklı Küresel Belirsizlikler
ABD’de
hem iç hem de dış politikada artan öngörülemezlik, küresel finansal piyasalarda
belirsizliği artırmaktadır. Uluslararası norm ve teamüllerden sapmaların
artması, siyah kuğu risklerini geçmiş dönemlere kıyasla daha görünür hale
getirmiştir.
Bu süreçte şirketlerin emtia ve döviz risklerine karşı mümkün
olan ölçüde korunma (hedge) mekanizmalarını devreye almaları fayda
sağlayacaktır. İçinde bulunduğumuz yıl tarafımızca
kârlılığı artırma yılından ziyade, maliyet şoklarına karşı zarar etmeme yılı
olarak değerlendirilmelidir.
Finansal
Piyasalarda Oynaklık ve Emtia Fiyatları
Küresel
piyasalarda rasyonel fiyatlama ile açıklanması zor oynaklıkların arttığı
gözlemlenmektedir. Bu belirsizlik ortamının bir süre daha devam etmesi
beklenmektedir.
Emtia
fiyatlarındaki yükselişin daha dengeli bir seyir izlemesi beklenmekle birlikte,
olası aşırılıklar karşısında panik kararlar alınmaması ve fiyat düzeltmelerinin
beklenmesi rasyonel olacaktır.
Ayrıca kritik üretim girdileri açısından tedarik güvenliğinin
sağlanması, olası küresel arz sıkıntılarına karşı koruyucu bir yaklaşım
olacaktır.
Emtia bazlı satış fiyatlandırması yapan firmalarda uzun vadeli
fiyat sabitleme uygulamasından uzak durulmasını tavsiye etmekteyiz.
EKOPOLİTİK GÜNDEM
Ticaret
Savaşları ve Tarifeler
Washington
kaynaklı adımlar ticaret gerilimini yeni bir faza taşıdı: İran’la iş yapan
ülkelere %25 ek tarife ve ileri yarı iletkenlere %25 hedefli tarife hattı
duyuruldu; buna karşı Avrupa Birliği cephesinde Zorlamaya Karşı Araç (Anti-Coercion
Instrument) dâhil ABD’den ithal edilen 93 milyar euroluk ürüne misilleme
seçenekleri masaya kondu. Grönland dosyası üzerinden tırmanan transatlantik
gerilim, NATO eksenli temaslar sonucunda ABD’nin planlanan tarifeleri geçici
olarak askıya alması ve AB’de onay sürecindeki bazı başlıkların dondurulmasıyla
“kontrollü soğuma”ya evrildi. Hindistan örneğinde -Rusya petrolüne ilişkin
pozisyonla bağlantılı- ABD tarifesinin %25’ten %18’e indirilebileceğine dair
sinyal ise hedefli istisna/ayarlama kapısının açık kaldığını gösterdi.
Ancak,
ileri teknoloji tedariklerinde (yarı iletkenler),
enerji/metaller ve kritik girdilerde parçalı ayrışma eğilimi güçlenmekte; ülke dışı
yetki kullanımına dayalı düzenlemeler ve ikincil yaptırımlar firmalar için
çifte uyum baskısı yaratmaktadır. Zamanlama belirsizliği, dava süreçleri
ve olası misillemeler nedeniyle teslim süreleri ve
maliyetlerde dalgalı bir seyrin sürmesi muhtemeldir.
Genel
olarak, Ocak 2026 tablosu jeopolitik tarife risk
priminin yıl boyunca yüksek kalabileceği, şirketler açısından da
sözleşme mimarisinde tarife/yaptırım geçiş hükümleri, menşe-CBAM uyumu ve esnek
fiyatlandırma yaklaşımlarının öneminin artacağına işaret ettiği kanaatindeyiz.
2026
Jeopolitik Matrisi
Avrupa: Yeniden silahlanma ivmesi, bütçe
açıklarını büyütebilir.
Ortadoğu: Deniz yolları ve enerji akışı tek hata
ile boğulabilir.
Asya: Tayvan/çip ekosistemi kırılgan; tekil
kriz tüm teknoloji zincirini durdurabilir.
Latin Amerika: ABD odağının artması etki alanları
rekabetini güçlendirmektedir.
Bu
dört alanın eşzamanlı baskısı küresel büyüme ve
ticarete kümülatif risk yaratmaktadır. Ancak bölgesel iş birliği ve
tedarik çeşitlendirmesiyle şok soğurma kapasitesi artırılabilir.
2026 Küresel Riskler Raporu’na göre de yeni rekabet çağında
jeopolitik ve ekonomik riskler artıyor. Rapora göre jeoekonomik
çatışma, 2026 için en büyük küresel risk olarak ortaya çıkarken onu devletlerarası çatışma, aşırı hava olayları,
toplumsal kutuplaşma ve yalan haber ve dezenformasyon izliyor.
2026
için şirket ölçeğinde senaryo çeşitlendirmesi ve riskten korunma mimarisinin
çekirdek gündem olmayı sürdüreceği değerlendirilmektedir.
Dünya
Ekonomik Forumu – Davos 2026
Dünya
Ekonomik Forumu 19–23 Ocak 2026’da Davos’ta “A Spirit of Dialogue” temasıyla
yapıldı. Oturumlarda öne çıkan başlıklar, “çökmekte
olan bir dünya düzeni”, “yükselen tek taraflılık”, “yapay zekâ tehdidi”, “geri
dönüş yok”, “geçiş değil kırılma”, “eski düzen geri gelmeyecek”, “herkes
birbiriyle iyi geçinmek zorunda”, “küresel büyüme ölebilir” oldu. Resmî
çerçeve diyalog vurgusunu öne çıkarsa da gündem; jeopolitik gerilimler,
ticaret-tarife hattı ve AI’nın üretkenlik ile balon riskleri çevresinde
yoğunlaştı.
Davos
2026, diyalog çağrısına rağmen kırılgan mimari +
tek taraflı adımlar ikilemini görünür kılmış; iş dünyası açısından kısa vadede
politika belirsizliği, orta vadede AI ve tedarik zinciri kaynaklı
yeniden-konumlanma ihtiyacının güçlendiğine işaret etmektedir.
Grönland
dosyası
Trump’ın
Grönland’ı ABD açısından “ulusal güvenlik meselesi” ilan eden beyanları, Beyaz
Saray’ın tüm seçenekler vurgusu ve akabinde “askerî güç kullanılmayacak, satın
alma müzakereleri yapılsın” mesajlarıyla şekillenmiştir. Avrupa kanadında,
Danimarka’nın davetiyle Almanya çok uluslu keşif çalışmasına askeri ekip
gönderme kararı almış; Kopenhag ada çevresinde askerî varlığın artırılacağını
duyurmuştur. Bu süreçte ABD’nin sekiz Avrupa ülkesine yönelik tarife
açıklamaları transatlantik hattı gererken, NATO çerçevesi üzerinden yürütülen
temaslarla Washington tarafı tarifeleri geçici olarak askıya almış; Avrupa
Parlamentosu ise AB–ABD ticaret anlaşmasının onay sürecini süresiz askıya
almıştır.
Bununla
birlikte, NATO koordinasyonu ile deniz alanı gözetimi ve caydırıcılık boyutunun
kurumsal zemine taşınması güvenlik risklerini yönetebilir; eşzamanlı olarak AB
içinde Zorlamaya Karşı Araç (Anti-Coercion Instrument) tartışmalarının
hızlanması, olası ticari baskılara karşı ortak politika geliştirme eğilimini
güçlendirmektedir. Ancak, tarife/karşı tedbir ihtimallerinin gündemde kalması
ve Grönland’ın hukuki statüsü–kaynak potansiyeli etrafındaki rekabet,
transatlantik ticaret ve tedarik akışlarında dönemsel belirsizlik yaratmayı
sürdürebilir.
Türkiye açısından, savunma-sanayi tedarik zincirleri ve AB ile
ABD arasındaki ticari rejim tartışmalarının seyri yoluyla dolaylı etkiler öne
çıkmaktadır. Bu konuda 2026 ilk çeyreği boyunca sert söylem fakat
kontrollü uygulama dengesinin korunacağı değerlendirilmektedir.
Avrupa–Rusya:
“Yeniden Denge” Söylemi
Almanya
Başbakanı Friedrich Merz, uzun vadede Rusya ile denge kurma hedefini
dillendirirken; Kremlin, Avrupa ile ilişkileri yeniden inşa etmeye açık
olduğunu vurgulamıştır.
Bununla
birlikte, güvenlik mimarisi ve savaşın nihai statüsü belirleyici olacaktır. Ancak,
yaptırım rejimleri ve iç siyaset dinamikleri kısa vadede yakınlaşmayı
sınırlayabilir. 2026’da “temkinli temas–sınırlı normalleşme” penceresinin
izleneceği değerlendirilmektedir.
Türkiye:
Genç İstihdam Programı
Staj Desteği, NEET İşgücü Uyum, İşkur Gençlik, İşe İlk Adım ve
Geleceğim Meslekte bileşenleriyle toplamda milyonlarca genci
işgücü piyasasına kazandırmayı hedefleyen geniş ölçekli bir paket
açıklanmıştır. Programlar ile 3 milyon gencin işgücü piyasasına kazandırılması
ve 750 bin meslek lisesi öğrencisinin birebir takip edilmesi hedeflenmektedir.
2026-2028 OVP’de hedeflenen %7,8 işsizlik oranının altına düşürülmesi ve
OECD’de %11,5 olan genç işsizlik oranının Türkiye’de daha düşük seviyelere
indirilmesi amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, programın etkinliğinin bütçe
tahsislerinin zamanlaması, işletme iş birliği ve ölçülebilir yerleştirme
oranlarına bağlı olacağı açıktır. Ancak genç işsizlikte kalıcı iyileşme için
bölgesel eşleşme ve mesleki beceri uyumunun izlenmesinin kritik olacağı
tarafımızca değerlendirilmektedir.
İmalat
Sanayine 100 Milyar TL Finansman & KOSGEB İndirimi
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, tüm imalat sanayi için 100 milyar TL tutarında
uygun koşullu finansman ve istihdamını koruyan
KOBİ’lere KOSGEB üzerinden +10 puan indirim duyurmuştur. Faiz yapısı,
teminatlandırma ve program detayları etkinliği belirleyecektir.
Sorumluluk
Reddi Beyanı
Bu
bülten, genel bilgi amaçlı hazırlanmıştır ve yalnızca bilgilendirme amacı
taşımaktadır. İçerikteki bilgiler, herhangi bir yatırım, ticaret veya karar
alma sürecine doğrudan rehberlik etme amacı taşımamaktadır. Tüm okuyucular,
belirtilen konulara dair kararlarını vermeden önce bağımsız araştırma yapmalı
veya profesyonel danışmanlık hizmeti almalıdır. Bu bültende yer alan yorumlar
ve değerlendirmeler, editörlerin kişisel görüşlerini yansıtmakta olup, herhangi
bir kurum veya kuruluşun resmi görüşlerini temsil etmemektedir. Quartz A&C,
içerikteki herhangi bir hata veya eksiklikten dolayı sorumluluk kabul etmez.