Loading
Quartz A&C
Quartz A&C
  • 05.06.2026 15:41
  • Bültenler

AYLIK BÜLTEN - 2026 MAYIS

EKONOMİ GÜNDEMİ

Türkiye Enflasyon Beklentileri

Ülke içindeki politik gelişmelerin tetiklediği ekonomik stres ile Orta Doğu'daki gerginliğin sürmesi, enflasyon üzerinde ciddi bir yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır. Hem iç hem dış kaynaklı bu dinamiklerin önümüzdeki birkaç ay daha etkisini koruması muhtemeldir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) söylemi şahin bir çizgide seyretse de, hayata geçirilen aksiyonlar görece orta sertlikte kalmaktadır.

Bununla birlikte tersi bir senaryo da masada tutulmalıdır: Orta Doğu'da olası bir ateşkes veya petrol arzının normalleşmesi, dış kaynaklı maliyet baskısını hızla geri çekebilir. Bu durumda dezenflasyon süreci beklenenden erken ivme kazanabilir ve aşırı temkinli konumlanan firmalar büyüme fırsatlarını kaçırma riskiyle karşılaşabilir.

Bu tabloda şirketlerin ileriye dönük planlamalarını, yüksek enflasyonun bir süre daha kalıcı olacağı varsayımıyla kurgulaması faydalı olacaktır. Bu süreçte finansal risk yönetimi en kritik başlıkların başında gelmekte olup; alım-satım sözleşmelerinde ortalama vadelerin kısaltılması ve vade farkı hesaplamalarına azami dikkat gösterilmesi tavsiye edilmektedir.

 

TCMB'nin Kredi Daralması Hamlesi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), sıkılaşma adımları kapsamında bireysel ve ticari kredi büyüme sınırlarını aşağı çekmiştir. Dolaylı bir sıkılaşma niteliği taşıyan bu hamle, finansman ihtiyacı bulunan firmaların kredi teminini daha da zorlaştırabilecek bir potansiyel barındırmaktadır.

Bir seçim sürecine girilmemesi senaryosunda, bu ve benzeri tedbirlerin birkaç ay daha devrede kalacağını öngörüyoruz. Öte yandan kredi sınırlamalarının firmalar arasında ayrıştırıcı bir etki yaratacağını da göz ardı etmemek gerekir: Borçluluğu düşük, nakit yaratma kapasitesi güçlü şirketler bu ortamda rakiplerine kıyasla görece avantaj elde edebilir. Dolayısıyla daralma, her firma için tehdit olmaktan çok, bilanço kalitesi yüksek olanlar için bir konum kazanma fırsatına dönüşebilir. Bu bağlamda şirketlere tavsiyemiz, alacak risk yönetimi ve bütçe disiplini konularına olağandan fazla özen göstermeleri yönündedir.

 

TCMB Rezervleri ve CDS Gelişmeleri

Alınan mutlak butlan kararı ve sürecin devamında iç politikada oluşan tansiyon nedeniyle, Türkiye'nin CDS (Credit Default Swap — Kredi Temerrüt Takası) priminde anlamlı bir yükseliş yaşanmıştır. Devreye alınan tedbirler ise TCMB rezervlerinde önemli bir azalmayı beraberinde getirmiştir.

Oluşan etkiler kısa vadede kompanse edilmiş gibi görünse de; kanaatimiz, bu gelişmelerin kalıcı hasarlar bıraktığı ve ekonomik kırılganlığın önemli ölçüde arttığı yönündedir. İhtiyatı elden bırakmamakla birlikte, alternatif bir okumayı da kayda geçirmek gerekir: CDS priminde ve rezervlerdeki hareketin önemli bir bölümü, kalıcı bir bozulmadan ziyade tek seferlik politik tansiyona verilen tepki olabilir. Tansiyonun yatışması ve dış finansman koşullarının normalleşmesi halinde göstergelerin görece hızlı toparlanması da mümkündür. Bu nedenle kırılganlık değerlendirmesini, önümüzdeki dönemde gelecek rezerv ve CDS verileriyle sürekli güncel tutmakta fayda görüyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde şirketlerin gündemindeki en kritik başlık, başta kur riski ve finansal riskler olmak üzere bütünsel risk yönetimi olmalıdır. Şirketlerin imkânları ölçüsünde olumsuz senaryolara karşı karşılık (işletme sermayesi) ayırması ve tedbir planlarını önceden hazırlaması önem arz etmektedir.

 

NATO Zirvesi ve Ekonomik Etkileri

Temmuz ayında Türkiye'de gerçekleşmesi beklenen NATO (North Atlantic Treaty Organization — Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) zirvesi, Türkiye'nin uluslararası ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Mevcut durumdaki iç ve dış politika dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde, bu zirvenin ekonomi üzerindeki etki gücünün oldukça yüksek olacağı kanaatindeyiz.

Bu etkinin tek yönlü olmadığını da belirtmek gerekir: Zirvenin Türkiye'nin uluslararası konumunu güçlendiren, yatırımcı algısını olumlu etkileyen bir seyir izlemesi halinde, risk primlerinde gevşeme ve sermaye girişi yönünde olumlu bir kanal da açılabilir. Dolayısıyla zirveyi yalnızca bir risk unsuru olarak değil, iki yönlü sonuç üretebilecek bir kavşak olarak okumak daha isabetli olacaktır. Zirvenin kendisi ve sonrasında atılacak adımların, piyasa okuması açısından kritik önemde olduğunu düşünüyoruz. Tavsiyemiz, sürecin yakından takip edilmesi yönündedir.

 

Türkiye Ekonomisindeki Politik Sıkışma

Gelinen noktada, uzun süredir uygulanan para politikası beklenen sonucu üretememiş; buna karşın hem iç hem dış gelişmeler, gevşeme yönünde bir politika değişikliğine imkân tanımamaktadır. Kanaatimiz, mevcut durumun en fazla 6-9 ay aralığında sürdürülebilir olduğu ve en geç bu süre sonunda ani bir kırılmayı tetikleyebileceği yönündedir.

Masadaki en güçlü senaryoların, ağır bir durgunluk ya da parasal genişlemeye bağlı yeni bir yüksek enflasyon dalgası olduğunu değerlendiriyoruz. Yine de daha ılımlı bir üçüncü yolun ihtimal dışı olmadığını eklemek isteriz: Dış koşulların elvermesi ve enflasyonda kalıcı bir düşüş sinyali alınması halinde, kademeli ve kontrollü bir normalleşme senaryosu da gerçekleşebilir. Bu senaryo görece düşük olasılıklı görünse de, tümüyle kötümser bir konumlanmanın da kendi maliyeti olacağını hatırlatmak gerekir. Bu bağlamda şirketlere tavsiyemiz; bilanço kalitesini önceleyecek şekilde operasyonlarını yürütmeleri ve her iki senaryoda da avantajlı konum elde edebilecekleri bir hazırlık planı oluşturmalarıdır.

 

ABD – İran Savaşı ve Global Ekonomi

Son birkaç aydır dünya ekonomilerinin odağında savaş yer almaktadır. Süreç boyunca tarafların sergilediği kararsızlık ve piyasadaki enformasyon kirliliği, her türlü öngörüyü güçleştirmektedir. Bu dönemde petrol fiyatlarının 90 doların altına gerilememesi, kalıcı bir enflasyon dalgasını tetikleyebilecek bir potansiyel oluşturmuştur.

Buna karşılık çözüm tarafının da hızlı gelişebileceği unutulmamalıdır: Taraflar arasında bir uzlaşı veya Hürmüz Boğazı üzerinden arzın normalleşmesi, petrol fiyatlarında sert bir geri çekilmeyi ve buna bağlı olarak küresel enflasyon baskısının hızla hafiflemesini beraberinde getirebilir. Bu nedenle senaryoyu tek yönlü bir tırmanış olarak değil, her iki yöne de sert hareket potansiyeli taşıyan yüksek oynaklıklı bir denge olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Dünya genelinde merkez bankaları halen "bekle-gör" politikasını sürdürmektedir; ancak gerilimin bir süre daha devam etmesi halinde merkez bankalarından somut hamlelerin gelmesi muhtemeldir. Oluşacak etkinin niteliğine göre merkez bankaları, sübvansiyon odaklı politikalara da yönelebilir, sıkılaştırıcı tedbirler de devreye alabilir. Tavsiyemiz; başta savaş süreci ile FED (Federal Reserve — ABD Merkez Bankası) ve ECB (European Central Bank — Avrupa Merkez Bankası) başta olmak üzere merkez bankalarının atacağı adımların yakından takip edilmesidir.

 

 

EKOPOLİTİK GÜNDEM

ABD–İran Hattı

6 Mayıs’ta Trump, Hürmüz’de ticari gemilere refakat etmeyi amaçlayan “Project/Freedom Project” girişimini anlaşma yönünde ilerleme gerekçesiyle askıya aldığını duyurmuş, ancak ablukanın sürdüğünü vurgulamıştır. JD Vance, görüşmelerde “çok ilerleme” olduğunu söylerken Washington’un temel kırmızı çizgisini “İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması” olarak tarif etmiştir.

Bununla birlikte, İran’a atfedilen “5 şart” iddiası (tazminat yok, zenginleştirilmiş uranyumun devri, tesislerin durdurulması, dondurulmuş varlıkların açılmaması, savaşın tüm cephelerde durması) müzakerenin maksimalist talepler ekseninde sertleştiğine işaret etmektedir; bu çerçeve İran iç kamuoyunda anlaşmanın “egemenlik/ekonomi” maliyeti üzerinden tartışılmasına yol açmaktadır.

Ancak, Hürmüz dosyasında İran tarafının “iş birliği yapanlara açık” bir geçiş mekanizması ve “uzmanlaşmış hizmetler” için ücret tahsili yaklaşımını öne çıkarması, Washington’un “geçiş serbest ve ücretsiz olmalı” çizgisiyle çatışmaktadır; bu durum ateşkes/normalleşme paketlerinin uygulama kırılganlığını büyütmektedir.

Mayıs kapanışında tablo, müzakerelerin sürmesine rağmen “Hürmüz erişimi + nükleer güvence” ikilisinin aynı pakette çözülmemesi hâlinde normalleşmenin şartlı ve gecikmeli kalabileceğini göstermektedir.

Haziran başına sarkan güncelleme: Dondurulmuş varlıklar ve uranyum stokunun akıbeti, anlaşmanın kilit maddeleri olarak öne çıkmıştır; bazı taslaklarda 60 gün içinde 12 milyar $’a erişim gibi formüller tartışılmıştır.

 

ABD–Çin: Seul Ön Görüşmeleri, Pekin Zirvesi ve “Seçici Tarife İndirimi” Mekanizması

Mayıs ortasında Trump–Şi zirvesi öncesinde ABD Hazine Bakanı Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng’in Güney Kore’de temas yürütmesi, zirvenin “dosya hazırlama/alan temizliği” amaçlı kurgulandığını göstermiştir.

Bununla birlikte, zirve sonrasında iki ülkenin Board of Trade benzeri bir mekanizma üzerinden “hassas olmayan mallarda” tarife indirimini çalışmaya açtığı ve Çin’in 2026–2028 döneminde yılda en az 17 milyar $ ABD gıda ürünü alımını taahhüt ettiği açıklanmıştır.

Ancak, “seçici indirim” yaklaşımı, yapısal ayrışmayı bitirmekten ziyade tansiyonu yönetmek için kurgulanmış görünmektedir; teknoloji kısıtları, kritik madenler ve jeopolitik dosyalar (İran dahil) bu mekanizmanın üst sınırını belirleyecektir.

Bu nedenle Mayıs zirvesinin, “müzakere kanalı açık; yapısal ayrışma kontrollü biçimde sürüyor” çerçevesinde okunmasının daha doğru olduğu kanaatindeyiz.

 

AB: Tek Pazar Modernizasyonu ve Stratejik Bağımsızlık Vurgusu

Komisyon Başkanı von der Leyen, Tek Pazar’ın “mevcut hâliyle korunmasının artık yeterli olmadığını”, düzenleme bariyerlerinin azaltılması ve stratejik alanlarda AB’nin daha bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini vurgulamıştır.

Bununla birlikte, Komisyonun EU Inc. (tek şirket kuralları/“28. rejim”) gibi girişimleri, ölçek büyütme ve yatırım çekme sorununu “tek pazarın tamamlanması” hedefiyle bağlamaktadır.

Ancak, AB içinde “Buy European / Made in Europe” yaklaşımının güçlenmesi, Tek Pazar reformunun aynı zamanda ekonomik güvenlik ve kamu alımı kriterleriyle birlikte ilerleyeceğini göstermektedir.

Mayıs itibarıyla AB’nin rekabetçilik ajandasının “entegrasyon + ekonomik güvenlik” ekseninde sertleştiği tarafımızca değerlendirilmektedir.

 

AB–ABD Ticaret Hattı

AB Konseyi Dönem Başkanlığı ile Avrupa Parlamentosu, AB–ABD Ortak Bildirisinin tarife unsurlarını uygulamak için iki düzenleme üzerinde geçici uzlaşıya varmıştır; çerçeve AB’nin ABD menşeli sanayi ürünlerindeki ithalat vergilerini kaldırması yönünde ilerlemektedir.

Bununla birlikte, AB’nin sanayi ürünlerinde indirime giderken ABD tarafında AB ürünlerinin çoğu için %15 tarife uygulanmasıyla dengelenmektedir.

Ancak, Parlamento’nun anlaşmanın askıya alınmasına dönük güvenlik maddeleri ekleme eğilimi ve ABD’nin “uyum sağlanmazsa daha sert tarife” tehdidi, transatlantik hattın hâlâ kırılgan olduğunu göstermektedir.

Mayıs kapanışında, AB–ABD ticaret ilişkisinin “kurumsallaştırma var ama siyasi risk yüksek” bandında ilerlediği kanaatindeyiz.

 

Rusya–Çin: Putin’in Pekin Ziyareti

Putin’in, Trump’ın Çin ziyaretinden günler sonra Pekin’e gitmesi, küresel güç dengesinde “ABD–Çin” hattına paralel bir Moskova–Pekin koordinasyonu görüntüsü üretmiştir.

Bununla birlikte, görüşmelerde savunma/stratejik istikrar (örn. “Golden Dome” eleştirisi) ve teknoloji başlıklarının öne çıktığı görülmektedir.

Ancak, büyük ölçekli enerji anlaşmaları gibi alanlarda “beklentiyi karşılayan” somut çıktıların sınırlı kalabildiği görülmektedir. Bu başlığın, güç bloklarının “senkron diplomasi” dönemine girdiğine işaret ettiği kanaatindeyiz.

 

Türkiye: Finansman, Vergi ve Uyum Başlıkları

•   Kamu alacaklarında tecil/taksitlendirme süresinin 72 aya çıkarılması ve teminatsız tecil limitinin 1 milyon TL’ye yükseltilmesi, Mayıs sonunda gündemde olan başlıklardan biri olarak Haziran başında yasal düzenleme ile netleşmiştir. Düzenleme her ne kadar birçok işletme için faydalı olsa da işletmelerin yalnızca vergi borçları değil, tüm kamu borçlarını kapsayan, ödeme gücünü dikkate alan ve nakit akışlarını destekleyen adımlara talepleri devam etmektedir.

•   Tarım ve gıda yatırımlarına yönelik; tesis inşaatı ile makine-ekipman yatırımlarını kapsayan, proje tutarının %80’ine kadar ve 24 ay geri ödemesiz / 7 yıla kadar vadeli finansman desteği duyurulmuştur (TKDK uygulaması).

•   Çalışanların mesai takibinde biyometrik verilerin (parmak izi, yüz tanıma vb.) kullanılmasına ilişkin KVKK ilke kararı, “açık rıza olsa bile” ölçülülük/alternatif yöntemler nedeniyle uygulamaları sınırlamıştır.

•   TOBB Nefes Kredisi’nin 8 Haziran itibarıyla yeniden devreye alınacağı; toplam hedef hacmin 100 milyar TL, ilk etap kullandırımın 25 milyar TL, firma başı limitin 3 milyon TL ve vadenin 48 ay (6 ay ödemesiz) olduğu açıklanmıştır.

 

ABD Gümrük Vergisi Düzenlemesi

ABD yönetimi; biçerdöver/hasat makineleri gibi tarım ekipmanları ile buldozer/forklift gibi mobil endüstriyel ekipmanlarda tarife oranını %25’ten %15’e indiren düzenlemeyi duyurmuştur. Düzenlemelerin 8 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek ve 31 Aralık 2027 sonuna kadar sürecektir.

Bu adım ABD’nin metal tarifeleri çerçevesinde özellikle tarım ve inşaat/mobil ekipman maliyetlerini düşürmeye dönük “hedefli yumuşama” hamlesi olarak okunmaktadır.

Ancak, düzenlemenin “metal içeriği/menşe” kriterleriyle birlikte çalışması, bazı ürünlerde fiilî yükün ürün kompozisyonuna göre değişmesine neden olabilir.

Bu gelişmenin, transatlantik ticarette tarife rejiminin hâlen “seçici kalibrasyon” mantığıyla yönetildiğini gösterdiği değerlendirilmektedir.

 

Torba Yasa: Üretici Vergi İndirimi

Torba yasa sürecinde gündeme gelen “imalatçı-ihracatçı için %9 / diğer ihracatçı için %14” gibi düşük oranlı kurumlar vergisi tasarımı nihai metinde yer almamış; bunun yerine sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan kurumların münhasıran üretim kazançları ile zirai üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak düzenlenmiştir. Bu oran 2027 ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanacaktır.

Bununla birlikte, bu değişim vergi teşvik odağının “ihracat kazancı”ndan ziyade üretim faaliyeti ve üretim tabanı üzerinden kurgulandığına işaret etmektedir.

Ancak, uygulamada “münhasıran üretim kazancı” ayrımı, şirketlerin gelir kırılımı ve transfer fiyatlaması/segment raporlama disiplinini daha kritik hâle getirebilir.

Bu başlığın 2026’da kararları hemen değiştirmekten çok, 2027’ye dönük yatırım ve organizasyon planlarında “vergi mimarisi”ni yeniden şekillendireceği tarafımızca değerlendirilmektedir.

 

CHP “Mutlak Butlan” Kararı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayıyla ilgili “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararının verilmesinin ardından CHP’nin kararı Yargıtay’a taşıdığı (temyiz) ve kararın bozulmasını talep ettiği kamuya yansımıştır.

Bununla birlikte, CHP’nin aynı karar/tedbir setine karşı YSK’ya itiraz hattını da denediği; YSK’nın ise “üst mahkeme gibi davranamayacağı” ve mahkeme kararlarının uygulanmasının görev alanında olmadığı gerekçesiyle itirazı reddettiği görülmektedir.

Ancak, temyiz sürecinin sonucuna kadar hukuki belirsizlik ve siyasi tartışma yoğunluğu devam edeceğinden, piyasa etkisi doğrudan değil; daha çok gündem yoğunluğu ve belirsizlik algısı kanalıyla dolaylı olacaktır.

Bu gelişmelerin kısa vadede “iç siyasi ajanda” üzerinden risk algısını besleyebileceği; esas belirleyicinin ise temyiz incelemesi ve tedbirlerin akıbeti olacağı tarafımızca değerlendirilmektedir.

 

 

Sorumluluk Reddi Beyanı

Bu bülten, genel bilgi amaçlı hazırlanmıştır ve yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. İçerikteki bilgiler, herhangi bir yatırım, ticaret veya karar alma sürecine doğrudan rehberlik etme amacı taşımamaktadır. Tüm okuyucular, belirtilen konulara dair kararlarını vermeden önce bağımsız araştırma yapmalı veya profesyonel danışmanlık hizmeti almalıdır. Bu bültende yer alan yorumlar ve değerlendirmeler, editörlerin kişisel görüşlerini yansıtmakta olup, herhangi bir kurum veya kuruluşun resmi görüşlerini temsil etmemektedir. Quartz A&C, içerikteki herhangi bir hata veya eksiklikten dolayı sorumluluk kabul etmez.