Loading
Quartz A&C
Quartz A&C
  • 06.01.2026 14:18
  • Bültenler

AYLIK BÜLTEN - 2025 ARALIK

EKONOMİ GÜNDEMİ

Türkiye Enflasyon Verisi ve Para Politikası Görünümü

Aralık ayı enflasyon verisi %0,98 beklentisine karşılık %0,89 olarak gerçekleşmiştir. Böylece enflasyon verisi üçüncü kez üst üste beklenti altında gelmiş olup bu durum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimi süreci açısından hareket alanının genişlediğine işaret etmektedir.

Mevcut dezenflasyon eğilimi ve para politikası duruşu birlikte değerlendirildiğinde, faiz indirimlerinin kesintisiz şekilde devam etmesi olasılığını yüksek görüyoruz. Ayrıca 2026 yılında uygulanması beklenen enflasyon hesaplama yöntemindeki değişikliklerin, açıklanan enflasyon oranlarını aşağı yönlü destekleme ihtimali, bu beklentimizi güçlendirmektedir.

Bu çerçevede şirketlerin; kredi notlarını iyileştirmeye, finansal tablolarını daha istikrarlı bir yapıya kavuşturmaya ve borçluluk yapılarını optimize etmeye yönelik adımlar atmaları, 2026 yılının ilk yarısında olası refinansman fırsatlarından daha avantajlı koşullarla yararlanabilmeleri açısından kritik önemdedir.

 

Döviz Kuru Görünümü – USD/TRY Beklentileri

TCMB’nin güçlenen rezerv pozisyonu, Türkiye’nin CDS primlerindeki istikrarlı gerileme ve dezenflasyon süreci birlikte değerlendirildiğinde, USD/TRY paritesinde 2026 yılı boyunca %23–26 bandında kontrollü bir değerlenme öngörmekteyiz.

Bununla birlikte hem iç politika hem de dış politika başlıklarında yoğun ve kritik gündem maddeleri bulunması, dönemsel olarak ani belirsizlik ortamları ve kısa vadeli kur şokları riskini canlı tutmaktadır. Bu nedenle şirketlerin ve yatırımcıların döviz pozisyonlarını statik değil, dinamik bir risk yönetimi anlayışıyla ele almalarını ve bilanço yapılarına uygun şekilde ayarlamalarını tavsiye ediyoruz.

 

Türkiye Ekonomi Politikası – Olası Senaryolar

Gerek ülke içinde gerekse küresel ölçekte siyasi gündem oldukça yoğun ve kırılgan bir yapı sergilemektedir. Mevcut çok bileşenli denge yapısının sürdürülebilir olmakla birlikte yüksek hassasiyet taşıdığı görüşündeyiz.

Olası bir denge değişimi durumunda; erken seçim ihtimali, buna paralel olarak genişlemeci ekonomi politikaları, kredi genişlemesi, teşvik paketleri ve asgari ücrete ara zam gibi uygulamaların gündeme gelmesi mümkün görünmektedir.

Bu çerçevede şirketlerin; finansal raporlama disiplinine, kârlılık ve nakit akışı takibine, rasyo analizlerine ve genel kredibilite yönetimine azami özen göstermeleri, belirsizlik dönemlerinde dayanıklılıklarını artıracaktır.

 

FED Politikaları ve Küresel Likidite

Önceki bültenlerimizde de sıklıkla vurguladığımız üzere, ABD Merkez Bankası (FED) Aralık ayında 25 baz puanlık bir faiz indirimi daha yaparak toplamda üçüncü faiz indirimini gerçekleştirmiştir.

2026 yılına ilişkin beklentilerimiz; ekonomik büyümenin sürmesine karşın iş gücü piyasasında bozulma sinyallerinin artması, parasal taban genişlemesinin reel büyümenin gerisinde kalması ve bankacılık sektöründe gözlenen likidite stresleri nedeniyle FED’in faiz indirimlerine ve parasal genişleme adımlarına devam edeceği yönündedir. Temel senaryomuz, 2026 yılında en az 50 baz puanlık ek faiz indirimi yapılmasıdır.

Öte yandan, yeni FED başkanının J.D. Trump yönetiminin daha agresif büyüme odaklı taleplerine uyum sağlaması halinde, daha hızlı faiz indirimleri ve genişleyici para politikaları da gündeme gelebilir.

Bu süreç, halihazırda yükseliş eğiliminde olan emtia fiyatlarının kalıcılığını destekleyebilir. Özellikle bakır, alüminyum ve benzeri sanayi girdilerinde maliyet artışlarının devam etmesini bekliyoruz. Şirketlerin bu dönemde stok yönetimi, maliyet kontrolü ve üretim planlaması konularına odaklanmaları önem arz etmektedir.

 

Küresel Denge Arayışı ve Jeopolitik Riskler

Son dönemde yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler, küresel ölçekte yeni bir denge arayışını beraberinde getirmiştir. ABD’nin NATO’ya yaklaşımındaki değişim, Çin’i stratejik merkezine alan yeni ittifak arayışları ve artan jeopolitik gerilimler, küresel sistemin çoklu çatışma senaryolarına daha açık hale gelmesine neden olmaktadır.

Çin–ABD ekseninde kutuplaşan dünya düzeni; Avrupa–Rusya, İran–İsrail ve Çin–Tayvan–Japonya gibi farklı kırılgan hatlarda yeni riskler üretmektedir. Bu tür gerilimlerde ekonomik yaptırımların öncelikli araç olarak kullanılması, şirketlerin tedarik ve satış ağları açısından ciddi riskler barındırmaktadır.

Bu nedenle şirketlere; tedarik ve satış kanallarını farklı coğrafyalarla yedeklemelerini, risk alokasyonunu yeniden gözden geçirmelerini ve operasyonel esnekliği artırmalarını öneriyoruz. Ayrıca öngörülebilirliği düşük bu ortamda likit yedekler ve ihtiyat akçeleri oluşturulmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.

 

Avrupa Birliği Görünümü

Avrupa Birliği, aynı anda birçok yapısal sorunla mücadele etmektedir. Rusya kaynaklı güvenlik riskleri, ABD ile yaşanan stratejik ayrışmalar sonucu ortaya çıkan savunma zafiyetleri, artan göç baskısı, altyapı yatırımı ihtiyacı, yaşlanan nüfus ve verimlilik kaybı, AB’nin önündeki temel zorluklar arasında yer almaktadır.

Bu tablo, Türkiye açısından önemli bir stratejik ve ekonomik avantaj alanı yaratmaktadır. Özellikle ihracat, üretim, lojistik ve outsource hizmetler açısından Türkiye’nin rolünün güçlenmesi beklenmektedir. Doğru konumlanan şirketler için bu süreç, orta vadede önemli büyüme fırsatları sunmaktadır.

 


EKOPOLİTİK GÜNDEM

Küresel Ticaret ve Tarifeler

ABD, Güney Kore menşeli otomobillerde gümrük vergisini %25’ten %15’e indirmesi, Japon şirketlerinin “Kongre onayı olmadan tarife” iddiasıyla açtığı davalar gündeme gelmiştir. Çin, 1 Ocak’tan itibaren ABD’den kotayı aşan dana etine %55 gümrük vergisi uygulayacağını duyurmuş; aynı dönemde gümüş ihracatını durdurma kararıyla tedarik zincirlerine yeni bir risk eklemiştir.

Seçici indirimler ve karşı önlemler “hedefli korumacılık” dinamiğini güçlendirirken, menşe ve ürün bazlı yeniden konumlanmayı teşvik etmektedir. Ancak, dava süreçleri, olası misillemeler ve kritik maden/ara malı ihracat kısıtları maliyet ve teslim sürelerinde oynaklık yaratabilir.

Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile Filistin menşeli yoğurt, peynir, domates, hurma, çilek, kuskus, tatlı bisküvi, zeytin gibi ürünler için tarife kontenjanı açılmış; bazı kalemlerde gümrük vergileri kaldırılmış, bazıları için ek mali yükümlülük getirilmiştir.

Şirketler için menşe ispatı, sözleşmelerde tarife/korunma hükümleri ve tedarik çeşitlendirmesine dayalı esnek pozisyon alımının önemini koruduğu kanaatindeyiz.

 

Ukrayna–Rusya: Barış Planı Trafiği

Aralık ayında ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun “ilerleme var ama yol uzun” mesajı, Starmer–Merz–Macron’un Trump’la koordinasyon görüşmeleri ve AB’nin 210 milyar € tutarındaki Rus varlıklarını süresiz dondurma kararı ile süreç hızlanmıştır; Trump “anlaşmaya hiç olmadığı kadar yakınız” derken, toprak bütünlüğü başlığında farklılıklar korunmuştur. 19 Aralık’ta AB liderleri, Ukrayna’nın 2026–2027 finansman ihtiyacını 90 milyar € ortak borçlanma ile karşılama yönünde uzlaşmıştır.

Bununla birlikte, finansman mimarisinin (dondurulmuş varlıklar, ortak borçlanma vs.) piyasa istikrarı ve siyasi meşruiyet açısından dengeli bir çerçeve sunması önem taşımaktadır. Ancak, Moskova’nın “mülkiyet ihlali yaptırımları güveni sarsar” uyarısı ve müzakere temposunun yavaş ilerlediğine dair açıklamalar, takvim ve kapsama ilişkin belirsizliğin sürdüğünü göstermektedir.

Kısa vadede insani ve lojistik kanalların işlevselliğinin, orta vadede ise güvenlik düzenlemelerinin barış planının kalıcılığını belirleyeceği kanaatindeyiz.

 

ABD–Venezuela Gerilimi

Aralık ikinci yarıda ABD’nin Venezuela tankerlerine yönelik yaptırım/engelleme açıklamaları, Caracas’ın “küresel ekonomiye olumsuz etkiler” uyarısı ve İran–Venezuela savunma sanayi bağlantılarına dönük yeni yaptırımlar gündeme gelmiştir. Ayrıca konuyla ilgili son bilgi olarak Maduro’nun yakalanması ve ABD’ye getirilerek yargılanması gündeme gelmiştir.

Bu gelişmelerle enerji arz güvenliği ve bölgesel finans kanalları üzerinde belirsizlik artmaktadır. Venezuela’nın ham petrol rezerv büyüklüğünü dikkate aldığımızda petrol fiyatlarının zamanla haber akışına duyarlı seyredebileceği, bölgesel sigorta/taşıma risk primlerinin izlenmesi gerektiği tarafımızca değerlendirilmektedir.

 

Yemen Hattında Gerilim: Suudi Arabistan–BAE

Suudi Arabistan’ın, BAE’den Yemen’in Mukalla limanına silah taşıyan iki gemiye hava saldırısı düzenlediği; BAE’ye 24 saat içinde çekilme çağrısı yaptığı bildirilmiştir.

Kızıldeniz–Arap Denizi hattındaki deniz taşımacılığı riskleri gündemde kalacaktır. Bölgesel gerilimin uzaması navlun ve sigorta maliyetlerinde dalgalanmalara yol açabilir. Deniz yolu lojistiğinde rota/termin alternatiflerinin canlı tutulmasının önemli olduğu kanaatindeyiz.

 

AB’nin Rus Gazına Kademeli Yasak Planı

AB Konseyi, LNG ithalatının 2026 sonunda, boru hattı gazının 2027 sonunda kademeli ve yasal olarak bağlayıcı biçimde sonlandırılması üzerinde uzlaşı açıklamıştır; IEA, 2026–2030 arasında piyasaya girecek yüksek LNG arzının Avrupa’ya manevra alanı sağlayacağını belirtmiştir.

Bu konuda tedarik coğrafyası ve altyapı kapasitesi belirleyici olacaktır. Ancak, fiyat oynaklığı, arz kesintisi riski ve depolama maliyetleri geçiş döneminde enerji yoğun sanayilerde baskı yaratabilir. Türkiye için gaz merkezi/iletim rolü ve ticaret fırsatlarının artabileceği; fiyat oynaklığının ise maliyet yönetiminde dikkat gerektirdiği tarafımızca değerlendirilmektedir.

 

“Kurallara Dayalı Düzen” ?

Rusya’nın işgal sonrası statükoyu kalıcılaştırma eğilimi; İsrail’in hukuki tartışmalara konu olan askeri uygulamaları ve Golan dosyasına ilişkin söylem; ABD–Venezuela hattında Maduro’nun yakalanmasına dair iddialar ile buna eşlik eden sert söylemler; çok taraflı kurumların etkinliğine yönelik sorgulamalar, Arjantin yönetiminden gelen destek açıklamaları ve ABD iç siyasetinde yetki aşımı suçlamaları, “kurallara dayalı düzen” anlatısının zayıfladığı algısını güçlendirmiştir.

Bununla birlikte, küresel tedarik zincirleri, finansal piyasalar ve enerji ticaretinde işleyen teknik/protokol mekanizmaları ile bölgesel platformlar üzerinden yürüyen pragmatik iş birliği alanlarının hâlâ belirleyici bir çıpa işlevi gördüğü tarafımızca değerlendirilmektedir. Yaptırımların/karşı yaptırımların genişlemesi, başka ülkelerdeki işlemleri de kapsayacak şekilde uygulanan hukuk ve yaptırımlar, rezerv/varlık donmaları ve stratejik madenler üzerindeki kısıtlar gibi başlıklar öngörülebilirliği azaltmakta; siyasi riskin tedarik, sigorta ve finansman koşullarına doğrudan yansıma ihtimalini artırmaktadır.

Bu görünüm altında 2026 planlamalarında senaryo çeşitlendirmesi, coğrafi ve tedarik portföyü dengesi, sözleşmelerde hukuk/uyum hükümlerinin güçlendirilmesi ve riskten korunma yaklaşımlarının ana eksen olmaya devam edeceği kanaatindeyiz.

 

İş Dünyası Perspektifi

2025 kapanışında küresel ticaretin risk ve belirsizlik ekseninde seyrettiği, büyüme dinamiklerinin zayıfladığı, maliyet unsurlarının (kur, faiz, emtia) ve jeopolitik/sınır aşan düzenlemelerin (CBAM, menşe ve ihracat kontrolleri) iş çevreleri üzerinde baskı oluşturduğu bir tablo öne çıkmaktadır. Üretkenlik/verim artışı, dijitalleşme/otomasyon ve yeşil dönüşüm yatırımlarını ölçülebilir hedeflerle birleştiren işletmelerin, talep daralması ve fiyat oynaklığına karşı görece daha dayanıklı bir konum sergilediği gözlenmektedir. Ancak, finansmana erişim maliyeti, nitelikli işgücü arzı, dış pazarlarda menşe/karbon uyumu ve lojistik/sigorta kaynaklı riskler dönüşüm hızını sınırlayabilmektedir.

Bu çerçevede 2026’ya girerken şirket ölçeğinde nakit döngüsü sağlığı, fiyatlama esnekliği, CBAM ve menşe uyumu, veri/analitik yetkinliği, verimlilik artışı, alternatif tedarik–pazar kırılımları ve kur/emtia riskten korunma başlıklarını içeren bir dayanıklılık planının öncelikli olması gerektiği kanaatindeyiz.

 

KOBİ Finansmanı: Akbank–EBRD ve Vakıfbank–Dünya Bankası

Akbank–EBRD arasında 130 milyon $’lık (kadın girişimci 70, genç girişimci 50, dijital dönüşüm 10 milyon $) kredi anlaşması imzalanmış; Vakıfbank, Dünya Bankası garantisi altında 1,5 milyar €, 10 yıl vadeli kaynakla özellikle kadın ve genç KOBİ’ler başta olmak üzere istihdamı destekleyici projelerin finansmanında kullanılması planlanıyor.


 

 


Sorumluluk Reddi Beyanı

Bu bülten, genel bilgi amaçlı hazırlanmıştır ve yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. İçerikteki bilgiler, herhangi bir yatırım, ticaret veya karar alma sürecine doğrudan rehberlik etme amacı taşımamaktadır. Tüm okuyucular, belirtilen konulara dair kararlarını vermeden önce bağımsız araştırma yapmalı veya profesyonel danışmanlık hizmeti almalıdır. Bu bültende yer alan yorumlar ve değerlendirmeler, editörlerin kişisel görüşlerini yansıtmakta olup, herhangi bir kurum veya kuruluşun resmi görüşlerini temsil etmemektedir. Quartz A&C, içerikteki herhangi bir hata veya eksiklikten dolayı sorumluluk kabul etmez.